Digiturk: 316 milyon 500 bin dolar Türk Telekom: 318 milyon dolar
Digiturk: 318 milyon 350 bin dolar Türk Telekom: 318 milyon 400 bin dolar
Digiturk: 318 milyon 450 bin dolar Türk Telekom: 318 milyon 500 bin dolar
Digiturk: 318 milyon 550 bin dolar Türk Telekom: 318 milyon 600 bin dolar
Digiturk: 318 milyon 650 bin dolar Türk Telekom: 318 milyon 700 bin dolar
Digiturk: 318 milyon 750 bin dolar Türk Telekom: 318 milyon 800 bin dolar
Digiturk: 318 milyon 850 bin dolar Türk Telekom: 318 milyon 900 bin dolar
Digiturk: 318 milyon 950 bin dolar Türk Telekom: 319 milyon dolar
Digiturk: 319 milyon dolar 50 bin dolarTürk Telekom: 319 milyon 100 bin dolar
Digiturk: 319 milyon dolar 150 bin dolar Türk Telekom: 319 milyon 200 bin dolar
Digiturk: 319 milyon dolar 250 bin dolar Türk Telekom: 319 milyon 300 bin dolar
Digiturk: 319 milyon dolar 350 bin dolar Türk Telekom: 319 milyon 400 bin dolar
Digiturk: 319 milyon dolar 450 bin dolar Türk Telekom: 319 milyon 500 bin dolar
Digiturk: 319 milyon dolar 550 bin dolar Türk Telekom: 319 milyon 600 bin dolar
Digiturk: 319 milyon dolar 650 bin dolar Türk Telekom: 319 milyon 700 bin dolar
Digiturk: 319 milyon dolar 750 bin dolar Türk Telekom: 319 milyon 800 bin dolar
Digiturk: 319 milyon dolar 850 bin dolar Türk Telekom: 319 milyon 950 bin dolar

Digiturk: 320 milyon dolar Türk Telekom: 320 milyon 50 bin dolar
Digiturk: 320 milyon 100 bin dolar Türk Telekom: 320 milyon 150 bin dolar
Digiturk: 320 milyon 200 bin dolar Türk Telekom: 320 milyon 250 bin dolar
Digiturk: 320 milyon 300 bin dolar Türk Telekom: 320 milyon 350 bin dolar
Digiturk: 320 milyon 400 bin dolar Türk Telekom: 320 milyon 450 bin dolar
Digiturk: 320 milyon 500 bin dolar Türk Telekom: 320 milyon 550 bin dolar
Digiturk: 320 milyon 600 bin dolar Türk Telekom: 320 milyon 650 bin dolar
Digiturk: 320 milyon 700 bin dolar Türk Telekom: 320 milyon 750 bin dolar
Digiturk: 320 milyon 800 bin dolar Türk Telekom: 320 milyon 850 bin dolar
Digiturk: 320 milyon 900 bin dolar Türk Telekom: 320 milyon 950 bin dolar

Digiturk: 321 milyon dolar

Türk Telekom 7. molayı aldı.

Türk Telekom 7. molayı aldıktan sonra ihaleden çekildi. A Paketi ihalesi 321 milyon dolarlık teklifle Digiturk’un oldu.

Aralık 27th, 2009eskişehir sel bastı

eskişehir sel bastı

Aralık 27th, 2009esnet r10 da

esnet eskiÅŸehir cafe internet

Cnn Türk’te yayınlanan, ”Ankara Kulisi” programında soruları yanıtlayan Arınç, DTP hakkında Anayasa Mahkemesinde görülen kapatma davasının ”Demokratik Açılım” sürecini etkileyip etkilemeyeceÄŸine iliÅŸkin bir soru üzerine, DTP hakkında dava açılmasının üzerinden 2 yıl geçtiÄŸini anımsatarak, siyasi partilerin kapatılmasından yana olmadığını söyledi.

Anayasa’nın 67, 68, 69. maddelerinde ‘’süratle” deÄŸiÅŸiklik yaparak, siyasi partiler rejiminin daha da güçlendirilmesi gerektiÄŸini ifade eden Arınç, ”Türkiye, bir parti mezarlığı olmamalı, eÄŸer ‘Anayasa’da parti kapatma mutlaka kalmalı’ düşüncesi varsa bunu çok sıkı kayıtlar altına almalıyız” dedi.

Arınç, demokratik açılımın bir devlet projesi olması gerektiÄŸini vurgulayarak, bunun Türkiye’nin en önemli meselesi olduÄŸunu belirti.

Bu sorunun çözülmesinin çok zor şartlar altında mümkün olduğunu anlatan Arınç, şunları kaydetti:

”Bu zorlukların altına sadece bir siyasi iktidarın girmesi mümkün deÄŸildir. Hem siyasi mutabakatın Parlamento içinde ve dışındaki partilerle saÄŸlanması gerekir, hem de tüm kurumlarla… Sürecin desteklenmesi gerekir. Kim ne kadar destekler, neresinde destekler, bunlar ayrı konular ama bunu sadece AK Parti iktidarının tek başına ortaya koyup, sadece kendi imkanlarıyla baÅŸarabileceÄŸi, diÄŸerlerinin buna tamamen karşı olabileceÄŸini tasavvur bile etmek mümkün deÄŸil. Yani herkes, sorumluluÄŸu ölçüsünde kabullenebileceÄŸi bir süreç olarak bunu düşünmeli. Åžimdi buna biraz aykırı bir görüntü var. Nedir o? Ana muhalefet partisiyle, muhalefet partisi belli açılardan biraz da sert olarak, biraz da sert ifadelerle iktidarı bu süreç dolayısıyla, ‘hainlikle’ suçlayacak noktaya geldiler. DiÄŸer partinin durumuna gelince, doÄŸrusu o da kendi içerisinde homojen bir yapı olmadığı için bu sürecin belki baÅŸarıya ulaÅŸmasını istiyor gibi gözüküyor ama meseleyi İmralı ile yani Öcalan ile ve meseleyi PKK ile de baÄŸlantılı görüyor. Bu bir gerçek. Bunu dünkü konuÅŸmalarda açıkça ifade ediyor. Türkiye’nin böyle bir gerçeÄŸi olabilir, ama böyle bir süreçte bizim ne örgütle, ne de İmralı’daki kiÅŸiyle bu meseleyi ne konuÅŸmamız, ne onlara göre bu süreci devam ettirmemiz, ne de onları düşünerek bu sürece yön vermemiz kesinlikle mümkün deÄŸildir. Bunu biz söylüyoruz, bize inanan herkeste bunu biliyor.”

-ÖNEMLİ SİYASAL AKTÖR…-

DTP’nin sürecin içerisinde bir siyasal aktör olarak çok önemli olduÄŸunu vurgulayan Arınç, ama DTP’nin önemine göre hareket etmediÄŸinin görüldüğünü ifade etti.

Arınç, ”Hem Habur’daki karşılama törenlerinde görüyoruz, hem bugünkü olaylar sebebiyle Öcalan’ın İmralı’daki sıkıntılarını anlatırken kullandıkları cümlelerden görüyoruz. Hem grup toplantılarını, hem Türkiye’nin her yerindeki yaptıkları toplantılardaki, hep marjinal, hem de ajite edici sözlerinden anlıyoruz ki hatta birisi diyebilir ki ‘DTP bu sürecin tam karşısında, yani bunun baÅŸarıya ulaÅŸmasını istemiyor.’ Ben tam o kanıda deÄŸilim ama görüntü buna hak verdirecek bir görüntü. Ben DTP ile de oradaki milletvekili arkadaÅŸlarımla da görüştüğüm zaman onların çok büyük bir kısmının samimi olarak bu sürecin baÅŸarıya ulaÅŸması ve Türkiye’ye huzur gelmesi konusunda, terörün bitmesi konusunda istekli olduklarını görüyorum ama parti bütünüyle verdiÄŸi görüntü buna hak verdirecek bir görüntü. Topluma verdiÄŸi mesajlarla bundan çok uzakta. Yani Parlamento içerisindeki üç partinin durumu bu” diye konuÅŸtu.

Olayların süreci başarıya ulaştıracak olgunlukta gelişmesi gerektiğine işaret eden Arınç, sözlerine şöyle devam etti:

”Her menfi olay sürece etki yapar. Habur’daki olayın dışardan geliÅŸlerin önünü nasıl kestiÄŸini hepimiz biliyoruz veya bununla ilgili olarak planlanan konularda hemen bir rezerv koyduÄŸumuzu, ‘böyle geleceklerse hiç gelmesinler’ noktasına bir anda ulaÅŸtığımızı görüyoruz.

Åžimdi Öcalan bir hükümlü, 1999′dan beri cezaevinde. F tipi koÅŸulların uygulanması insani açıdan düşünülmüş. Bunu Avrupa da istiyor, bizim kendi hukukumuzda da buna yer var. Dolayısıyla tecrit koÅŸullarının F tipi koÅŸul haline getirilmesi için Adalet Bakanlığı bir çalışma yapmış. ‘Yalnız kalmasın’ diye. Çünkü günde 2 defa, sanıyorum havalandırması var, ortak alanlar var vesaire… Bunları en iyi Sadullah bey bilir. Böyle bir iyileÅŸtirme yapıldığı söylendi. Bu, Bakanlar Kurulu’nda da Sayın Adalet Bakanı’nın verdiÄŸi bilgiyle belki de konuÅŸulmuÅŸtu. Åžimdi ona yönelik bir iyileÅŸtirme yapılıyor, ama içeriden Öcalan ve avukatları dışarıya baÅŸka haber gönderiyorlar. ‘Efendim 12 metre idi 6 metreye indi’ Ölçmüşler, biçmiÅŸler 11,80 çıkmış. Bu bahane mi böyle bir ÅŸey olamaz. ‘Efendim hastaymış nefes alamıyormuÅŸ, öksürük krizleri tutuyormuÅŸ’ Yani saÄŸlık ÅŸartlarını biz kötüleÅŸtirmiyoruz. Bir insanın kendisinde rahatsızlık varsa, öksürdü diye ne yapacağız yani, Kızılay’da mı gezdireceÄŸiz, nereye götüreceÄŸiz. Bir hükümlünün kendi ÅŸartlarının iyileÅŸtirmesi yine hukuk devleti olan Türkiye de yine F tipi koÅŸullar neyse onun için bir gayret sarfedilmiÅŸtir. İçeriden, ‘ben ÅŸu durumdayım, hadi bakalım’ deyip çocukları sokaÄŸa salmanın, Türkiye’nin pek çok yerinde bugün gösterilerle, polise karşı taÅŸlarla tahrip edilen yerlerle herkesi korkutmanın, herkesi ürkütmenin, herkese ‘acaba’ dedirtmenin alemi yok. Bunlar aynı zamanda suç olan ÅŸeyler. Bunların takibatı yapılacaktır ama sadece ‘Öcalan haber gönderdi’ diye bir siyasi partinin bu konuda açıklama yapmasını ve Öcalan’ın aÄŸzıyla adeta konuÅŸmasını doÄŸrusu ben hazmedemiyorum.”

Bu süreçten ”ÅŸu parti böyle yaptı, bu parti şöyle yaptı” diye vazgeçme noktasında olunmaması gerektiÄŸini söyleyen Arınç, ”Bu, Türkiye’nin hayrına bir çalışmadır. Buna hepimiz destek olmalıyız. DTP isterse köstek olsun, yine de bunu baÅŸarmaya mecburuz. O zaman DTP kendini o halkın temsilcisi olarak deÄŸil, baÅŸka bir yerin temsilcisi durumuna düşürmüş olur, kaybeden DTP olur. Halbuki sürece dahil olsa ve olumlu iÅŸler yapsa, bence sürece en büyük katkıyı yapmış olur” dedi

İşadamı Mehmet Mustafa Sayal, ev işlerine yardım etmesi için yanına aldığı ve tecavüz ettiği Veysiye Aktaş tarafından 21 bıçak darbesiyle öldürüldü. Genç kadın, devriye gezen polise teslim olurken, cinayetin ardından bir dram çıktı
İZMİR’in Şirinyer semtinde, günlük işlerini yapmak için evinde kaldığı işadamı Mehmet Mustafa Sayal’ı, bıçaklayarak öldüren Veysiye Aktaş’ın, yaşamının ardında dram çıktı. Olay, devriye gezen polis ekibinin yanına giden üstü kanlar içerisindeki kadının cinayet işlediği itirafında bulunmasıyla ortaya çıkmıştı.

Konuyla ilgili yapılan açıklamada, Orange’da İnternet Kanallarından Sorumlu BaÅŸkan Yardımcısı olarak Londra’da çalışan Tamer Özmen’in görev süresince sorumlu bulunduÄŸu grubun cirosunu 2.5 kat büyüterek 1.2 milyar Euro’ya ulaÅŸtırdığı kaydedildi.

Orange’a katılmadan önce Londra’da yerel arama motoru ve İnternet reklamcılığı hizmetleri sunan TouchLocal firmasının kurucusu ve CEO’su olarak görev yapan Tamer Özmen daha önce Türkiye’de DOL’un CEO’luk görevinde bulundu.

Teknoloji kariyerine 90′lı yılların ortalarında Amerika BirleÅŸik Devletleri’nde Priceline’ı kuran ekip içerisinde yer alarak baÅŸlayan Tamer Özmen, Priceline’da Satış’tan Sorumlu BaÅŸkan Yardımcısı olarak 1.4 milyar dolarlık bütçeyi yönetti. Daha sonra Priceline’i Avrupa’da kurmak için İngiltere’ye gelen Özmen, Ürünler ve Satış’tan Sorumlu BaÅŸkan Yardımcısı olarak göreve devam etti.

Microsoft Türkiye Genel Müdürü olması dolayısıyla bir açıklama yapan Tamer Özmen “Dünyanın en önemli ÅŸirketlerden biri olan Microsoft’a ve bilhassa Türkiye’de çok güçlü bir ekibe sahip olan Microsoft Türkiye ailesine katılmaktan çok mutluyum. Türkiye gibi genç nüfusa sahip, dinamik, çalışkan ve diÄŸer ülkelere göre çok daha hızlı büyüyen bir ülkede tekrar görev yapmak ve sektörde saygın bir konuma sahip olan ekiple beraber çıtayı daha da yukarı taşımak için büyük heyecan duyuyorum” dedi.

Tamer Özmen’in göreve geliÅŸiyle ilgili Microsoft Orta DoÄŸu ve Afrika BaÅŸkanı ve Microsoft International BaÅŸkan Yardımcısı Ali Faramawy ise ÅŸu deÄŸerlendirmede bulundu:

“Üst düzey yöneticilikte çok sayıda yeteneÄŸi dünyaya ihraç etme baÅŸarısı gösteren Türkiye’nin, Tamer Özmen’in Microsoft Türkiye Genel Müdürlüğü görevine atanmasıyla bu kez büyük bir yeteneÄŸi geri kazandığını açıklamaktan mutluluk duyuyorum. Tamer Özmen’ın entellektüel formasyonu, iÅŸ ve liderlik yetenekleri ve bugüne kadar gösterdiÄŸi performans son derece etkileyici. Microsoft Türkiye’de ve Microsoft OrtadoÄŸu ve Afrika Bölgesinde (MEA) liderliÄŸi son derece güçlendireceÄŸine ve zenginleÅŸtireceÄŸine, getireceÄŸi yeni ve farklı bakış açılarıyla iÅŸimize büyük katkıda bulunacağına inanıyorum. Microsoft Türkiye, Tamer Özmen liderliÄŸinde “Türkiye BiliÅŸimle Kalkınıyor” vizyonu doÄŸrultusunda çalışmalarına tüm hızıyla devam edecek.”

İstanbul Teknik Üniversitesi İnÅŸaat MühendisliÄŸi ve LSU’dan Endüstri MühendisliÄŸi yüksek lisans dereceleri olan Tamer Özmen evli ve iki çocuk babası

DSP Genel Sekreteri Hasan Erçelebi, Danıştayın Üniversiteye GiriÅŸte Katsayıyı EÅŸitleyen Düzenlemeyi Durdurma Kararına RaÄŸmen, Hükümetin Israrcı Tutumunu EleÅŸtirerek, “Bu Konu Bir EÄŸitim Konusu Olmaktan Çok Laiklikle DoÄŸrudan İlgili Bir Durum Haline GetirilmiÅŸtir.DSP Genel Sekreteri Hasan Erçelebi, Danıştayın üniversiteye giriÅŸte katsayıyı eÅŸitleyen düzenlemeyi durdurma kararına raÄŸmen, hükümetin ısrarcı tutumunu eleÅŸtirerek, “Bu konu bir eÄŸitim konusu olmaktan çok laiklikle doÄŸrudan ilgili bir durum haline getirilmiÅŸtir. Hükümetin tutumu, ideolojik bir yaklaşım içermektedir. LaikliÄŸe karşı odak görünümünde olan bir partinin dikkatli davranması gerekir” dedi
DSP Genel Sekreteri Hasan Erçelebi, yaptığı yazılı açıklama ile, hükümetin, üniversiteye giriÅŸte katsayıyı eÅŸitleyen düzenleme konusunda Danıştay’ın aldığı durdurma kararına gösterdiÄŸi tepkiyi eleÅŸtirdi. Danıştay’ın, üniversiteye giriÅŸte ‘katsayıyı eÅŸitleyen’ düzenlemeyi durdurmasının hükümet ve YÖK cephesinde yeni arayışları gündeme getirdiÄŸini belirten Erçelebi, “Henüz hukuki yollar tüketilmedi. Düzenleme esastan incelenmedi. Alınan da yürütmeyi durdurma kararıdır. Bu telaÅŸ niye? Bu yargıyla çatışmayı gündeme getirir. Yargı ile çatışmak, Hükümet’e de YÖK’e de hayır getirmez. AKP Hükümeti, laikliÄŸe karşı odak görünümündedir. EÄŸer zorlama ile katsayı deÄŸiÅŸikliÄŸi yapacak olursa, Danıştay ile tekrar karşı karşıya gelecektir” dedi.

AKP eÄŸer bu konuda kanun çıkaracak olursa, Anayasa Mahkemesi’ni karşısında bulacağını ifade eden Erçelebei ÅŸunları kaydetti:

“Bu konu, hükümet tarafından bir “eÄŸitim’ konusu olmaktan çok, “laiklikle doÄŸrudan ilgili bir durum’ haline getirilmiÅŸtir. Danıştay’ı “ideolojik’ davranmakla suçlayan BaÅŸbakan ve arkadaÅŸları, aynaya bakmalıdır. Gerçekte Hükümet’in tutumu, ideolojik bir yaklaşım içermektedir. Anayasa Mahkemesi ile Danıştay ile polemiÄŸe girmek, ne AKP’ye ne de YÖK’e hayır getirir! Her ÅŸeyden önce “laikliÄŸe karşı odak’ görünümünde olan bir partinin dikkatli davranması gerekir! Hükümet ve YÖK formül arayışına girmek yerine, yargı kararlarına saygı göstermeli ve o kararlara uygun davranmalıdır. Her fırsatta ” demokratik, laik, sosyal, hukuk devleti’ vurgusunu yaparak konuÅŸan BaÅŸbakan, “hukuk devleti’ kavramının içini boÅŸaltmaya yeltenmemelidir. Aksi taktirde BaÅŸbakan ve AKP Hükümeti, yeniden yargının duvarlarına toslayacak ve her zaman olduÄŸu gibi “iki ileri bir geri’ alışkanlığıyla geri adım atmak zorunda kalacaktır. Hükümet yargı kararlarına uyarsa, parti kapatmaya gerekçe oluÅŸturan “laikliÄŸe karşı odak’ olma konumundan uzaklaÅŸacaktır

YTL Banknotlarının ve Madeni Paraların Değişimi Yıl Sonuna Kadar Tüm Banka Şubelerinde Yapılabilecek. Yılbaşından İtibaren İse, YTL Banknotları 10 Yıl Boyunca, Madeni Paralar İse 1 Yıl Boyunca Merkez Bankası ve Ziraat Bankası Şubeleri Tarafından Kabul Edilecek ve Değiştirilecek.

Yeni Türk Lirası (YTL) banknotlarının ve madeni paraların değişimi yıl sonuna kadar tüm banka şubelerinde yapılabilecek. 1 Ocak 2010 tarihine kadar değiştirilemeyen YTL banknotları 10 yıl boyunca, madeni paralar ise 1 yıl boyunca Merkez Bankası ve Ziraat Bankası şubeleri tarafından kabul edilecek ve değiştirilecek
Merkez Bankası tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre, 1 Ocak 2010 tarihinden itibaren, YTL banknotların 10 yıl boyunca, YTL madeni paraların ise 1 yıl boyunca Merkez Bankası ve Ziraat Bankası şubeleri tarafından kabul edileceği ve değiştirileceği, 1 yıllık birlikte tedavül döneminin sona ereceği bu ayın son gününe kadar ise YTL banknot ve madeni paraların değişiminin tüm banka şubelerinden yapılabileceği kaydedildi.

Bugün itibariyle dönüşüm oranı tutarının banknotlarda yüzde 94.79 madeni paralarda ise yüzde 48.90 olarak gerçekleştiği belirtildi.

5 Mayıs 2007 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile 1 Ocak 2005 tarihinde tedavüle çıkarılan YTL ve Yeni KuruÅŸ’ta yer alan “Yeni” ibarelerinin 1 Ocak 2009 tarihinde kaldırılmasına karar verilmiÅŸ ve TL banknot ve madeni paralar aynı tarih itibarıyla tedavüle çıkarılmıştı

Sosyal Güvenlik Kurumu (Sgk)ikinci OlaÄŸan Genel Kurulu’nda, Türkiye Kamu -Sen Delegasyonu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakın Ömer Dinçer’i Protesto Etti.

Sosyal Güvenlik Kurumu İkinci OlaÄŸan Genel Kurulu’nda, Türkiye Kamu-Sen delegasyonu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakın Ömer Dinçer’i protesto etti
SGK OlaÄŸan Genel Kurulu’na, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer ile sendika ve meslek örgütü temsilcileri arasında yaÅŸanan gerginlik damgasını vurdu. Bakan Dinçer’in İşkur Genel Kurulu’nda yaptığı konuÅŸmaya açıklık getirmemesi ve Genel Kurul davetiyelerinde konuÅŸmaların 5 dakikayla sınırlandırıldığının belirtilmesi gerginliÄŸe neden oldu. Genel Kurula delegasyon bazında katılan Türkiye Kamu Sen ise Bakan Dinçer’in konuÅŸma yapmak üzere kürsüye çıkması üzerine salonu terk etti.

Türkiye Kamu-Sen Genel TeÅŸkilatlandırma Sekreteri ve Türk Büro-Sen Genel BaÅŸkanı Fahrettin YokuÅŸ, SGK’nin ögleden sonraki Genel Kurulu’na katılacaklarını bildirdi. YokuÅŸ, “Memurları aÅŸağılayan bakanı protesto ediyoruz. Bakan aynaya bakarak ‘ne kadar basit olduÄŸunu’ kendisi görsün” dedi.(

Diyarbakır’da Cuma Namazı sonrası Öymen ve partisi protesto edildi. Cuma namazı sonra Ulucami önünde toplanan yüzlerce kiÅŸi Öymen’e tepki gösterdi. Grup, geçmiÅŸte idam edilen bazı kiÅŸilerin posterlerinin taşındığı gösteride bir açıklama yapan Dicle Fırat Barış ve Diyalog Grubu Sözcüsü Muhittin Batmanlı, CHP zihniyetinin bu coÄŸrafyada yıllarca inancı, ırkı veya düşüncesi nedeniyle insanlara haksızlık yaptığını savundu. CHP’nin İttihat ve Terakki ile Jön Türkler zihniyetinin devamı olduÄŸunu ileri süren Batmanlı, Öymen’in Türkiye Cumhuriyete vatandaşı olan Kürtleri iÅŸgalci düşman güçlerine benzetmesinin bir hakaret olduÄŸunu söyledi. Batmanlı, bir asırdan beridir bu coÄŸrafyada kan ve gözyaşının dinmesine dikkat çekerek şöyle konuÅŸtu: CHP’nin bu tavrı geleceÄŸi tehdit anlamını taşıyor. Gerçek barış ve kardeÅŸlik isteniyorsa, devletin baÅŸta Kürtler olmak üzere bütün vatandaÅŸlarıyla barışması gerekir. Sadece bugünün acıları deÄŸil, geçmiÅŸin acılarının da dinmesi gerekir. Bu da geçmiÅŸteki hatalarla yüzleÅŸmekle mümkündür. Bir daha acı yaÅŸamak istemiyoruz. Bin yıldır devam eden kardeÅŸliÄŸimizin barış, huzur ve refah içinde devam etmesini istiyoruz.” (CİHAN) (Cihan Haber Ajansı) 12 dakika önce


hollanda toplist | eskiþehir chat | eskiþehir sohbet by kamerali chat | eskiþehir spor taraftar eses